Aurora Venturini

20 Aralık 1921’de, Arjantin’in Buenos Aires eyaletine bağlı La Plata kentinde doğdu. Çocukluğu, daha sonra eserlerinde belirgin biçimde ortaya çıkacak aile içi gerilimler, toplumsal hiyerarşi ve bireysel yabancılaşma deneyimleriyle şekillendi. Küçük yaşlardan itibaren edebiyata, resme ve felsefeye ilgi duyan yazar, La Plata Üniversitesi’nde psikoloji öğrenimi gördü. 1940’lı ve 1950’li yıllarda Arjantin’deki siyasal çalkantılar, onu doğrudan etkiledi. Çocuk psikoloğu ve Rorschach testi uzmanı olarak da çalışan ve ilk edebiyat ödülünü 1948 yılında Jorge Luis Borges’in elinden alan Venturini, Juan Domingo Perón hükümetinin devrilmesinin ardından Peronist çevrelere yakınlığı nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kaldı ve uzun yıllar Paris’te yaşadı. Bu sürgün dönemi edebi kişiliğinin olgunlaşmasında belirleyici bir rol oynadı. Paris’te bulunduğu yıllarda Jean Paul Sartre, Simone de Beauvoir, Violette Leduc, Albert Camus, Eugène Ionesco gibi dönemin öne çıkan düşünürleri ve sanatçılarıyla temas kurdu. François Villon ve Arthur Rimbaud çevirileriyle Fransa’da Légion d’honneur’e (Şeref Nişanı) layık görüldü. Fransız varoluşçuluğu, savaş sonrası Avrupa’nın kültürel iklimi ve modernist estetik tartışmaları onun anlatı dünyasını derinden etkiledi. Ancak Venturini, Avrupa edebiyatının etkisini yansıtmak yerine Arjantin toplumunun marjinal karakterlerini ve bastırılmış gerçekliklerini özgün bir dille işlemeyi tercih etti.

Aurora Venturini, hayatı boyunca çok sayıda eser yayımlamış olsa da uzun yıllar boyunca Arjantin edebiyatının merkezinde yer almadı. Asıl çıkışı seksenli yaşlarında yazdığı Kuzenler romanıyla oldu. Venturini, jüri üyelerinden kimliğini gizleyerek sunduğu bu romanla 2007 yılında Arjantin’de genç yazarlara yönelik prestijli “Nueva Novela” ödülünü kazandı. Yarışmaya seksen beş yaşında katılan yazarın gerçek kimliği açıklandığında Arjantin edebiyat dünyasında büyük bir şaşkınlık yaşandı. Roman kısa sürede uluslararası ilgi gördü ve Venturini edebiyat dünyası tarafından yeniden keşfedildi.

Toplumun kıyısında yaşayan insanlar, engelli bireyler, yoksullar, dışlanmış kadınlar, kırılgan kişiler ve varoluş sefaleti, Venturini’nin romanlarında merkezi bir yer tutar. Yazar, bu karakterleri acındırıcı bir bakışla değil, daha ziyade sert, ironik ve zaman zaman grotesk bir üslupla ele alır. Venturini’nin dili özellikle dikkat çekicidir. Bilinçli olarak bozuk ya da aksak cümleler, dil bilgisi kurallarını zorlayan anlatım biçimleri ve çocuk bakış açısını andıran ifadeler onun estetik tercihinin temel unsurlarıdır. Bu yöntem, okurda hem bir yabancılaşma duygusu yaratır hem de betimlenen dünyanın tuhaflığını iyiden iyiye görünür kılar. Latin Amerika’nın “büyülü gerçekçilik” geleneğinden belirgin biçimde ayrılan Venturini, groteski toplumsal gerçekçilikle buluşturduğu karanlık bir evren kurmasıyla öne çıkar.

Aurora Venturini, yaşamının son dönemini doğduğu şehir olan La Plata’da geçirdi. Geç gelen şöhretine rağmen üretmeyi hep sürdürdü ve yaşamının sonuna kadar yazmaya devam etti.

24 Kasım 2015 tarihinde, doksan üç yaşında La Plata’da öldü.

Aurora Venturini günümüzde yalnızca Arjantin’in değil, yirminci yüzyıl dünya edebiyatının en özgün yazarlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Kitapları